ChatGPT, okul öğretmenleri ve ev okulu eğitimcileri arasında farklı görüşlerin oluşmasıyla eğitim çevrelerine doğru ilerliyor. Ancak bu yükseliş acil bir soruyu gün ışığına çıkarıyor: Daha akıllı bir geleceğin yolunu mu açıyoruz yoksa eleştirel düşünceye daha az bağımlı bir nesil için zemin mi hazırlıyoruz?
On öğretmenden yalnızca biri öğrencilerini kopya çekerken yakalayabiliyor
Yakın zamanda yapılan bir ankete göre evde eÄŸitim verenlerin K-12 eÄŸitiminde ChatGPT kullanımını destekleme olasılıkları okul öğretmenlerine göre %35 daha fazladır. Okul öğretmenlerinin %69’u ve evde eÄŸitim veren eÄŸitmenlerin %68’i aynı fikirdeyken, her iki grup da çocukları teknoloji odaklı kariyerlere hazırlamanın deÄŸerini düşünüyor. Özellikle evde eÄŸitim veren eÄŸitimciler çocuklarını 11 yaşından itibaren ChatGPT ile tanıştırmaya baÅŸlıyor.
Ancak her şey güneş ışığı ve gökkuşağından ibaret değil. 10 öğretmenden biri ChatGPT kullanarak kopya çeken öğrencileri yakaladığını bildirdi. Peki, öğrenmeyi daha erişilebilir hale getirmeyi amaçlayan bu araç, akademik sahtekarlık için bir koltuk değneği haline gelme riski taşıyor mu?
Okul öğretmenleri olumlu bir noktanın altını çiziyor: %57’si ChatGPT’yi özel ihtiyaçları olan öğrenciler için eriÅŸilebilirlik sorunlarını kolaylaÅŸtıran bir nimet olarak görüyor. Teknolojinin gerçekten de engelleri aÅŸması gerekirken, gizlenen gölgeleri de göz ardı edemezsiniz. Okul öğretmenlerinin %98’i ÅŸaşırtıcı bir ÅŸekilde ChatGPT kullanımıyla ilgili endiÅŸelerini, özellikle de öğrencilerin teknolojiye bağımlılığının artması ve eleÅŸtirel düşünme becerilerinin azalması riskini dile getiriyor.
EÄŸitimciler arasındaki fikir ayrılığı, klasik teknoloji açmazını ortaya çıkarıyor: Hem büyük yardım hem de büyük engel olma potansiyeli. Evde eÄŸitim veren eÄŸitimciler bu aracı öğrenme oyunları ve kiÅŸiselleÅŸtirilmiÅŸ dersler için kullanırken, okul öğretmenleri gibi onlar da bu aracın tuzaklarına karşı dikkatlidirler. Evde eÄŸitim veren eÄŸitimcilerin %44’ü ChatGPT’yi müfredatlarına dahil etmesine raÄŸmen, %95’i çekinceleri olduÄŸunu kabul ediyor.
Eğitim sistemleri yapay zekanın entegrasyonuyla uğraşırken , herkese uyan tek bir yaklaşımın bu sorunu çözmeyeceği açıktır. Öğretmenlerin dikkatli adım atmaları, teknolojinin nimetlerini kucaklarken aynı zamanda zararlarına karşı da tetikte olmaları gerekiyor. Yapay zekanın sınıflara girmesine izin verirken amaç yalnızca diğerlerinden önde olmak değil, aynı zamanda eğitimi gerçekten dönüştürücü kılan şeyin özünü de korumak olmalı.